Türk İslam coğrafyası içinde yer alan tüm milletler, tüm topluluklar, tüm inanç sahipleri, tüm devletler bizim kardeşimizdir ve korumamız altındadır. Bu toplumlara karşı sevgi ve şefkatle yaklaşmak, onları korumak ve kollamak Kuran ahlakının gereğidir. Peygamberimiz (sav) döneminde Kitap Ehli her zaman için korunmuş, saygı ve merhametle karşılık görmüştür. 600 yıllık Osmanlı tarihi bu uygulamanın en güzel örneği olmuştur. Müslümanların idaresi altındaki topraklarda her düşünceden, her inançtan, her milletten insan birarada huzur ve güvenlik içinde yaşamıştır. Bugün de bu modelin, hatta çok daha güzel ve mükemmelinin tesis edilmesi mümkündür. İslam ahlakının özünde, "sadece biz iyi olalım, sadece biz zengin olalım, diğerleri ne yaparsa yapsın" gibi bir yaklaşım yoktur. İslam ahlakının özünde kendisi için istediğini, komşusu için de istemek vardır. Peygamber Efendimiz (sav), "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" buyurmuştur. Bu nedenle Türk İslam Birliği'ni tesis ederken, sadece kendi menfaatini düşünen, komşularına düşmanlık duyan bir zihniyetten şiddetle kaçınmak gerekir. Allah böyle bir zihniyette başarı vermez. İslam ahlakına uygun olan kendimizle birlikte tüm komşularımızın, bu coğrafya içinde yaşayan tüm milletlerin ekonomik yönden, siyasi yönden, sosyal yönden güçlü olmasını istemek ve sağlamaktır. Peygamber Efendimiz (sav)'in de buyurduğu hadisin anlamı çok geniştir. Bir Müslümanın komşusu üşüyorsa o sıcak bir yerde yatıyorsa, komşusu korkuyor da kendisi güven içindeyse, komşusu fakir de kendisi zenginse bu uygun değildir. Peygamberimiz (sav)'in hadisi her yönden eşit şartlarda olun anlamına gelmektedir. Bu nedenle Türk İslam Birliği'nin sağlayacağı huzur, güvenlik, bereket, bolluk ve refahdan bu coğrafyada yaşayan tüm milletlerin faydalanması son derece doğaldır. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, bu insanlar Ehli Kitap olan, yani bir olan Allah'a iman eden, peygamberlere inanan ve bağlı olan, meleklere, cinlere, ahiretin varlığına iman eden insanlardır. Kuran'da Ehli Kitap'ın konumu açıktır. Müslümanlar, onlara saygı ve sevgiyle yaklaşmakla, onları korumak ve kollamakla mükelleftirler. Hristiyanlar Hz. İsa (as)'ın, Museviler de Hz. Musa (as)'ın bizlere emanetidir. Mümin emanet ehli olan, emanete en güzel şekilde sahip çıkandır. Türk İslam Birliği tesis edildiğinde bu toplumlar da bu birliğin şemsiyesi altında olacak, en iyi, en kaliteli şekilde yaşayacaklardır. (Konuyla ilgili deatylı bilgi için bkz. http://kitapehli.com/sayfa4.html) |